back to top

Bir Kürkçü Dükkânı Kader: Nuh Tepesi

Zaman daima ileri doğru mu akar? Bir sonraki an, şimdikini iyileştirmek için mi koşullanır? Uzay koşullarında geçerli olan görüş böyle belki; ancak söz konusu insan bilinci ve bilinçaltının aktarımı olduğunda bambaşka bir evrenin kuralları geçerli. Çünkü sosyolojik çerçeveye girmek, sonra odağımızı daraltıp toplumdan bireye yönelmek, tüm fizik kanunlarını bir kenara bırakıp yepyeni bir dilde konuşmak demektir. Yani geleneklerin, kültürlerin, bilinçaltının dilinde. İzleyiciyi doğal bir psikanalize yönelten ve karakterlerin özgün dilini çözümlemeye iten 2019 yapımlı Nuh Tepesi de geleneksel yetiştirilme kültürümüzden hareketle zamanın ilerlemeyen, aksine tekerrüre meyleden bir yapısı olabileceğini gösteriyor. Bu tepe hüzün tepesi oluyor aynı zamanda; ayrılığın, yıkımın, ölüm gerçeğinin tepesi hâline geliyor.

Bir baba-oğul ilişkisini konu alan yapım, bizleri ilk olarak Freudçu bir yaklaşıma yöneltiyor. Fakat baştan sona adım adım tamamlanan portreyle birlikte, aslında hayatta oynadığımız rolün bir saatin akrebiyle aynı olduğu ortaya çıkıyor. Buradan hareketle filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Cenk Ertürk, çıkışsız ve çözümsüz bir zamanın doğal yaşam içinde nasıl resmedildiğini perdeye yansıtıyor.

Yorum ekle

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_img