Erkekler de ayrımcılığa uğruyor mu?

Hindistan’daki bir internet sitesi başlattığı bir kampanyayla erkeklere ayrımcılık uygulandığını iddia ederek bu tavrın değişmesini istedi. Sosyal medyada tepki çeken bu kampanya elmayla armudu mu topluyor yoksa bir yaraya parmak mı basıyor?

Her şey Hindistan menşeili maggcom.com sitesinde yayımlanan bir makale ve görsellerle başladı. İmzasız yayımlanan makalede -özetle- toplumun erkeklerin yaşadığı sıkıntıları görmezden geldiği söyleniyordu. İstenense cinsiyet eşitliğiydi! Maggcom.com logolu görsellerde ünlü erkekler (ki hiçbirinin bu kampanyada yüzlerinin kullanılmasına izin verdiğini sanmıyoruz) yer alıyor; #DontMancriminate hashtag’i ile yine ayrımcılığın son bulması isteniyordu. Görsellerdeki sloganları da yazmak gerekir: “Eşitlik istiyordunuz. Alın! Kapınızı açmak zorunda değilim, çantanızı tutmak zorunda değilim, koltuğumu size vermek zorunda değilim.” Ya da “Ben seks istersem azgın oluyorum. Siz seks isterseniz cinsel açıdan özgür oluyorsunuz. İkimiz de seks istersek neden sizin kurallarınıza uymamız gerekiyor?”

Çalışmayan erkek olmak hiç kolay değil

Tüm bu kampanya doğal olarak sosyal medyada yankı uyandırdı. Kadınlar şiddet ve tecavüzlerin önlenmesi, eşit ücret, cinsiyetçiliğin son bulması gibi haklı isteklerinin karşısına “Çantanı taşımak zorunda değilim hıh :(” gibi saçma bir argümanla çıkılmasına doğal bir tepki gösterdi. Haklılar! Fakat Hindistanlı maggcom.com’un işi
sulandırması bir yana erkeklere uygulanan ayrımcılık sadece bunlardan mı ibaret? Tabii ki kadınların yaşadıkları zorlukları erkeklerin ufak çaplı sıkıntılarıyla karşılaştırmak niyetinde değiliz. Fakat bu sıkıntıların bazılarına parmak basmakta da yarar var.

Çalışmayan bir erkek düşünün… Eşi çalışırken evde kalıp çocuklarıyla ilgileniyor olabilir ya da bir süreliğine işine ara vermiştir. Bu adamın çevresindeki insanların çoğu “Karı parası yiyor” demiyor mu? Tam tersi bir durumda ise kadın “ev hanımı” olarak adlandırılır. Başka bir örnek: Kadınların birçoğu eşinin/sevgilisinin seks isteğini “başım ağrıyor” bahanesiyle ya da hiçbir şey söylemeden reddetmiştir ama bir erkek bunu yapamaz. Kadınların hemen alınmaları bir yana adam bir de “iktidarsızlık” ithamıyla karşılaşacaktır. Ya da en basitinden “Bir sorunu mu var acaba?” denilecektir arkasından…

Yakın bir örnekle devam edelim…
7 Haziran’daki genel seçim sonuçlarının en sevindirici yanlarından biri TBMM’deki kadın milletvekili oranının artmasıydı. Milletvekillerinin yemin edeceği gün atılan bir tweet, Twitter’da viral oldu:
“Bize mi öyle geliyor, yemin töreninde ayak kokusu azalmış gibi mi gerçekten?”
Bu tweet’in üzerinde durulmadı fakat aksi bir durum olsaydı yazarın ifşa edilip sanal olarak pataklanacağını tahmin etmek zor değil.

Tüm erkekler potansiyel tecavüzcü (mü?)

Dahabeter örnekler de var: Özgecan Aslan’ın vahşice katledilmesinin ardından olay bir anda “Tüm erkekler potansiyel tecavüzcüdür” noktasına geldi. Oysa ıssız bir sokakta bir kadınla karşılaşınca “takip eden sapık” sanılmamak ve rahatsızlık vermemek için gerilen birçok erkek tanıyorum; ya adımlarını yavaşlatıp kadının güvende hissetmesine özen gösteriyor ya da hızlanarak kadını geçiyorlar.

Hepsi bir kenara benim için en komik (ve en itici) cinsiyetçi/ayrımcı olay “Erkek dediğin…” diye başlayan caps’ler ve “Doğru erkek”li başlıklarla sunulan köşe yazıları… Bir erkeğin “Kadın dediğin bakımlı olur” gibisinden bir cümle kurması, kadını saçma kalıplara sokması yadırganırken kadınların bu yöntemlerle sosyal mühendisliğe soyunması garip oluyor gerçekten.

NE DEDİLER?

“Erkeğe yine erkek şiddet uyguluyor”

Cihan Durmaz (Reklamcı)

Erkeklerinayrımcılıktan ziyade toplumca kabul edilen makbul erkek tipine uyma konusunda baskı gördüklerini düşünüyorum. Tabii bu makbul tipe uygun değilseniz ailenizde, arkadaş çevrenizde, işyerinizde bir yadırgama oluyor. Sosyoekonomik sınıfa göre de bu yadırgama ayrımcılığa dönüşebiliyor. Erkeklerin psikolojik şiddete maruz kaldığı durumlar da oluyor ama bu şiddetin uygulayıcısı yine erkekler. Daha çocuk yaşta karşımızdakini ezmeyi ve pasifize etmeyi öğreniyoruz. Kimisi olgunlaşıp üstünden atıyor bunu kimisi de yaşam tarzı haline getiriyor. Erkeklerin, kadınlar ya da LGBTİ bireyler düzeyinde bir ayrımcılığa uğradığını düşünmüyorum. Ama işte “erkek ağlamaz, ekmek kazanır, son sözü söyler, hep güçlüdür, kıskanır” gibi kalıplaşmış roller var. Bazen bunlara uymayınca kadınlardan bile tepki görüyorsunuz. Ne yazık ki…

“Bu bir şaka-kampanya bence!”

Murat Serezli (Oyuncu)

Ne toplumsal ne siyasal ne de ekonomik alanda, erkeklerin herhangi bir ayrımcılığa uğradığını düşünüyorum. Hele kadınların yaşadığı “ayrımcılığın” boyutu yanında lafı bile edilemez.

#DontMancriminate kampanyası da bizim “Erkek Dayanışma Derneği” adlı parodi videomuz gibi aynı mizah fikri temelinden çıkan bir şaka-kampanya bence! Sosyal alanlarda ve ilişkilerde kadınların erkeklere göre sahip oldukları ufak tefek avantajlarının altını çizerek, bir erkek trajedisi ironisi yapmak. Acındırma formuyla sunulan dert öğelerinin önemsizliği, küçüklüğü hatta saçmalığı üzerinden, “Derde bak!
Çok mağdurlar” komedisi oluşturmak… Bu esprinin işlemesinin tek yolu da, olay pek ciddiymiş gibi sunmak. Bizim videonun bir “kamu spotu” olması gibi. Nasıl bizimkinde öyle bir dernek olabileceğini zannedenler çıktıysa, #DontMancriminate’nin de gerçek olduğunu düşünenler oluyor. “Viral” de bu zaten.

“Aile ekonomisinde ayrımcılık var”

Özgür Uysal (Yapımcı)

Erkekegemen bir toplumda yaşıyoruz. Bu durum kadınların üzerinde baskı kurduğu gibi erkeklerin üzerinde de baskı kuruyor. Erkeklerin de ayrımcılığa uğradığını göz ardı etmemek lazım. “Adam ol, erkek ol, ayaklarının üzerinde dur, erkek adamsın bir şey olmaz, erkek adam ağlamaz, oğlum gay misin?” Bunun gibi uzayıp giden söylemler erkeği insanlıktan çıkarıp kayaya dönüştürmek üzerine bir ayrımcılık bence. Ancak bu sadece kadınlar tarafından yapılmıyor. Erkekler de erkeklere yapıyor. Kadınlar bizden daha zeki varlıklar; kabul edelim. Kadınlar erkeklerin kendilerine uyguladıkları bu sosyal ve psikolojik baskıları gayet güzel kullanabiliyor. Gelelim gözle görülen en büyük ayrımcılığa… Ayrımcılığın en net gözlemlendiği alan aile ekonomisi olabilir. Erkek eve ekmek getirir, kadın yuvayı yapar gibi bir yaklaşım hâlâ var.

Önceki İçerikSezonun Yorgunluğunu Çeşmede Attı
Sonraki İçerikEscobar: Kayıp Cennet

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz